Notre-Dame.

Şimdi bir gölün kıyısında oturuyor ruhum. İzliyor suyun yansımasından kendisini.

Yoluna bayraklar astığım şehrin kapılarını mühürlemişler bugün. Ağlasam mı gülsem mi bilemedim. Samimi söylüyorum, senin adına sevindim. Senin adına senin kendi adına sevinebileceğinden daha çok sevinmiş olabilirim hatta. Kendim içinse mutfak dolabında kalmış bayat çayı demledim. Ne kadar da yerinde bir duyguydu dolapta beklerken bayatlamak. Kendime pay çıkarmak istemedim. Yalnızca daha farklı olur diye düşünmüştüm/hayal etmiştim/umut etmiştim. Notre-Dame’ın milyarların gözünün önünde canlı yayında yanması gibiydi ya da belki değildi. Unutmak istemediğim için abartmak istemiştim. Ve unutamadığımı o ana kadar kimseye itiraf etmemiştim.

Ben öylece durdum evin ortasında. Ruhum, yalnız, duramadı. Gölün kıyısına varana kadar koştu. Ben senin adına gerçekten sevindim.

Sadece kendi ruhuma söz geçiremedim.

Yazar: wherethehollowthingsare

Recreation of something long forgotten.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s