A.

Gitmeyi denediğim günlerden birindeydim. Herkes gitmek ister zaman zaman. Bazen hiç tanımadığı bir yere. Bazen zamansız bir kapsülle evrenin başladığı yere. Bazen keşkelerle başka zaman dilimlerine.

İnsanlar vazgeçebilir diğer insanlardan, şehirleri terk edebildekleri gibi. Peki insanlar şehirleri yerle bir edebilir mi diğer insanları yerle bir ettikleri gibi? Herkesin önce kendini düşünmek zorunda olması bir kolaya kaçış, bir vazgeçiş değil. Hangimizin terapiye ihtiyacı kalırdı, herkes önceliğini başka bir ruha verseydi? Yaya geçitlerine gerek kalmayan bir dünyayı tarif ediyordum, iki cümle arasında.

Gitmeyi denediğim günlerden biriydi yine. ‘Sen’ dedi psikologum yine, ‘kendini çok düşünüyorsun. Şaşırdım çünkü yaşadıklarımın tek sorumlusu kendim olamazdım. ‘Kalma, oyalanma durduğum yerde’ dedi, ‘Terk etmen gerekiyor, o anılar, o düşünceleri’. Ben terk edişlerde kötüydüm. Giderdim ancak ve ancak döneceğimi bilseydim geriye. Bana bir daha dönmemenin bir seçim olduğunu bahsedenleri başka bir kapının arkasına kapatabilseydim keşke. ‘Bu şekilde kalamazsın, sonsuza kadar. Seni içten kemirecektir eninde sonunda.’ dedi bu defa. Sorun da buydu zaten, bana bilmediğim bir şey söylememişti hiçbir zaman.

Kendimi kilere kapatmak istediğim günlerden biriydi. Kaç bin kilometre yol kat etmiştim geçtiğimiz on bir yılda. İşin aslı belki de kendimi yerle bir ediyordum periyodik aralıklara, üzerime iskambil kağıtlarından kuleler çıksınlar diye.

Yazar: wherethehollowthingsare

Recreation of something long forgotten.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s