Kupa

Aklım o kadar doluymuş ki buzdolabına koymuşum kirli kahve kupasını. Geniş zamanlı komedi, kim bilir nelerin dramıydı o anda. Birkaç yıl önce de gidecek hiçbir yeri yok diye çok yaşlı bir kedi sahiplenmiştim. Alfred koymuştum adını. Aslında onun beni sahiplendiğini vakti dolduğunda anlamıştım. Gidecek hiçbir yerim yoktu ve yine aslında.

Buzdolabındaki kupa ile Alfred hiç tanışmadılar. Alfred’i kendimden beklemediğim kadar çok sevmiştim; kupayı tahminen bir hafta sonra fark ettim. Ben zaten konuyu söylemek istediğim şeylere hiç getiremezdim. Mesela, Alfred’i gömerken Tekirdağ’daki bağ evinin bahçesine, “bir daha kedim olmayacak” dedim kendime. Bunun arkasındaki duyguyu herkes bilir ama kimse somutlaştıramaz. Kupaları buzdolabına koyup bırakmak daha yüzeysel bence.

Aklım doluydu o gün. Bir haber değildi aldığım. Bir daha kedi sahiplenmezsen hani, bir daha yüzleşmezsin tortularıyla vedaların. Keşke evrensel geçerliliği olsaydı bu yaklaşımın.

Yazar: wherethehollowthingsare

Recreation of something long forgotten.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s