Ayna

Bazen aslında istersek hızlıca çözülebilecek düğümleri olduğu gibi bırakmayı tercih ediyoruz. Üstelik huzurumuzun üstünde duruyorlar. Üstelik gün içinde aklımıza gelip duruyorlar ve yine üstelik, bazen kaçan keyiflerimizin tek nedeni oluyorlar.

İmreniyorum hayatındaki sorunları cilalyıp ikinci elcilere satabilenlere. İmreniyorum, terapi koltuğuna kendilerini oturtup kendileriyle konuşabilenlere. Bazen ben, gündelik aynalarda bile kendimle göz göze gelemiyorum. Hani yaptığım bir şeyden utandığım için değil ya da kötü biri olduğumu düşündüğüm için değil. Kötü ya da iyi biri olduğumu düşünmüyorum. Herkes kadar olduğumu düşünüyorum. Ortalama. Yine de bakamıyorum yansımalarıma. Sanki olduğum yere yığılıp kalacakmışım gibi geliyor. Sanki ne o düğümlere ne de aynalara gücüm kalmamış gibi geliyor. Oysa ki biliyorum. Bazı sorunları çözmek, olduğu gibi bırakmaktan çok daha kolay gelecek. ‘Bu muymuş!?’ diyeceğim kendime, ısıtıp ısıtıp soğumaya bıraktığım.

İmreniyorum, tek bir derin nefesle okyanuslara dalabilenlere. İmreniyorum, başkalarının kırılıp kırılmama ihtimalini düşünmeden ağzına geleni söyleyebilenlere. Sanki bir tek kendilerini doğurmuş da dünya, bir diğerleri başkalarının çocuğu değilmişler gibi kalp kıranlara hayret ediyorum sonra. Kim bu düğümleri bu kadar ben merkezcil yaptı?

Ve her şey gerçekten çocuklukta görmediğimiz ilgi sorunları mı?

Çok uzun mektuplar yazdım dün gece. Kimseyi üzmek istemiyordum. Düğümleri suya yatırıp da yattım dün gece.

Yazar: wherethehollowthingsare

Recreation of something long forgotten.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s