O

Belli başlı sorularıma hiç cevap vermiyorsun. Farkında değilsem veya üstünü kapattıysan, hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsun.

Mesela, nasıl olduğunu öğrenemedim kaç aydır. “Nasılsın?” diyorum, şehirlerden bahsediyorsun. Sonra ev arkadaşlarını anlatıyorsun. Kombiyi yakmamak için nasıl direndiğinizi. “Nasılsın?” diye soruyorum, çünkü biliyorum, bir şeyler yolunda değil. Bir şeyler yolunda olmaktan çok uzak ve sen hem beni, hem kendini korumak için kim bilir neleri orada kendine saklıyorsun.

“Nasılsın?” diye soruyorum, bu sefer ucuz anlık uygulamaların mesajlarına. Gülüyorsun. Sen böyle kuru kuru ya sinirlenince ya da gerginken gülersin. Bildiğimi biliyorsun. “Söyle” diyorum, “Olduğu gibi”. Söylüyorsun.

Konuşmaktan aylarca kaçtığımız konular mı bizi daha çok koparıyor, yoksa artık gizlememeyi seçtiğin o anlar mı, bilemiyorum. Sonra “Ne diyebilirim ki” diyorum, “Senin bileceğin iş”. Oysa ki bunca zaman demediğim/diyemediğim her şeyin vicdan azabıyla bir milisaniyede boğuluyorum.

Doğrusu seni, seni hakketmeyenlerin yanında görmek canımı çok acıtıyor. İkimiz de biliyoruz, bir yerde, bir şekilde tüm bu yollar “Ya o, ya ben”e çıkıyor. En sonunda insanı nasıl olduğunu sorduğuna pişman ediyorsun.

Yazar: wherethehollowthingsare

Recreation of something long forgotten.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s