Anka

Kendimizi tamamlayamıyoruz.

Belki de bu yüzden kızıyorum biraz, zaman zaman okuduklarıma. Belki de bu yüzden bir adım geride duruyorum çoğu zaman konuşmak yerine. Mesela özgüven neresinde duruyor bu hayatın? Diyelim ki var ondan yeteri kadar, ne kadarını kullanmak doğru olur zamanın?

İnsanlara, insanların kendi gözlerinden hak vermeyi öğreniyorum. Empatinin fazlası insana kendini unutturabilir mi? Mesela, yapmadan ölürsem pişman olacağım neler kaldı bu hayatta? Çok ama çok büyük kelimeler bunlar aslında.

Ruhsal çöküntülerin anlık patlamalar değil de bir süreç olduğunu çok geç öğrendim. İlk defa 5 yıl önce tanımlamıştım kendimi enkaz olarak. Oysa ki sadece temelimde çatırdamıştım. Şimdi daha da kırık döküğüm. Bir bütün olarak kalabilmek hiç bu kadar canla başla savaşmamıştım.

Alışveriş listesi iliştirir gibi bir yeni yetmenin eline, iliştireceğim bir gün buraya üç kısa mektup: Biri kardeşime, biri anneme ve biri babama. En sonunda da bir not kendime:

‘Anka hiç bir zaman küllerinden doğan bir kuş olmadı. Küller oraya daha önceden bırakılmıştı.’

Yazar: wherethehollowthingsare

Recreation of something long forgotten.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s