Canımızı sıkıyorlar-dır

Rüzgarlar çok konuşuyordu ve bu beni içten içe rahatsız ediyordu.

Bir gezegendi ekseninde saklambaç oynadığım. Neleri oldurmadım ki adı unutulmuş çocukların yüzü suyu hürmetine. Dünyanın gölgesinde saklanan keşfedilmemiş bir uyduydu ekseninde içki sofraları kurduğum. Merhamet de kişisine göre ölçülüdür, su katılmaz dublesine. Eskiden, eskilerdeyken çamaşırlar hani balkonlardan sarkardı. Astığımız anılar ya hep ıslaktı ya da ıslaktı dünyanın ekseni, mandallar gökyüzünden dolu yerine yağardı.

Rüzgarlarla alıp veremediğim yoktu ama cadı kazanı gibi karmakarışık hislerimi kuru ağaç dallarında oynatırdı. İçten içe rahatsız ederdi ruhumu. Keşke cadılar öldürse turunculara bürünmüş art niyet zihinlerini. Keşke, şimdi sinekseler, şimdi bulandırıyorlarsa midemizi dönüp aynaya baksalar, bir kere de anlayıp utansalar kendi varoluşlarından. Bir küçük tozdu atmosferde belki de tüm hastalıklarımın nedeni.

Art niyet, insanın bir anlık zaafı değildir. Tesadüflerle vuku bulmaz. Kimse yoldan geçen gezegenler arası bir yolcunun eline kürek verip ‘Bak bu kuyu. Şimdi git kaz’ diye öğütte bulunmaz. Bir tımarhaneydi körebe oynadığımız, oysaki deli gömleklerine kravat takılmaz.

Yazar: wherethehollowthingsare

Recreation of something long forgotten.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s