MİRAS

Sanki yanlışlıkla çarpılan bir bardağın ağır çekimde taş bir zemine düşüp tuz buz olması anını oynatıyor zihnim. Durmadan. Kapalı gişe.

Ve ağır bir çekimi var o yerin. Hani içine daha da batamayacağını düşünürken yutar ya bataklık tüm bedenini, öyle bir yerçekimi. Heykellerin gözlerini nasıl oyarsa heykeltraşlar, öyle bir huzursuzluk oydum ruhuma. Kimse mutlu değil bu durumdan. Öyleki pencere pervazlarının yağmurlarla anlaşması var. Şımarıklık bu, diyor aynalar. Bilmiyor muyum sanki? Ama başka türlü bir yaşayışım mı var?

Çok yakınım şimdi, arada yalnızca tül bir perde. Dinlediğim tüm şarkılar bunu söylüyorlar. Kitaplar, yazıtlar sanıyordum, hayatın sırrını atan zindanlara. Bana bir kelimeden ibaret gibi geliyor şu an. Bölmek geceyi yeryüzünün üstünde, böler gibi bir elmayı, keskin bir bıçakla ortasından tam ikiye. Ya da okyanusları, ya da çoktan vazgeçilmiş tütsülenmiş anıları.

Sanki yanlışlıkla dokunulan bir ruhun ağır çekimde inflak etmesi anını oynatıyor sinemalar, televizyonlar, dünya dışı uygarlıklar. Yalnızlık bir aile mirası, rüzgar çanı pencere pervazındaki. Durumu kurtarmak için edilen tek kelime gibi, kırılan o bardaklar.

Yazar: wherethehollowthingsare

Recreation of something long forgotten.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s