ANIT

Bir günün bitişinden bahsedelim mesela. Dingin ve yorgun ve kararsız ve bir o kadar da zamansız. Kaç saat var hayatında sudan sebeplerle kararttığın ve yine bir o kadar anlamsız?

Üzgün oluşunun bir sebebi olmalı; Koyvermişliğinin, konuya giremeyişlerinin, durup dururken kapıyı çarpıp gitmelerinin… Hiçbir yanardağ patlamaz hani sebepsiz yere. Hiçbir bekleyiş boşuna değildir ya hani. Zamandır öğreten sevmeyi, katlanabilmeyi. Kendini göremediğin aynaların bile bir sebebi olmalı. Her gelen akşamın üzerine insan, uzun uzun oturup konuşmalı.

İnsan bilemiyor nereden nasıl konuşmaya başlayacağını lakin. Beni en çok sanırım, doğru şeyleri yanlış şekillerde yapmak yoruyor. Mesela sen hangi otogarlarda bıraktın en güzel anılarını? Hangi zamanı dondurdun kalbinde de ruhunda her şey bu kadar yerli yerinde?

Kurduğun şehirler sular altında, kocaman bir anıt gibi okyanusların bağrında. Her ruh kırılır bir yerde de başlar konuşmaya hani, ya sen tut elimden ya da bir hüzün ekelim bugün de yiten günlerin hatrına.

Yazar: wherethehollowthingsare

Recreation of something long forgotten.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s